🏠 Kayıt Ol
Kayıt Ol
🏠 Anasayfa ⊞ Dashboard 📰 Haberler
🎵 Şarkı Havuzu 🎧 Playlist Dinle 🤝 Playlist Kulübü 🏆 Top Liste 📻 Radyo
🏟 Meydan 🎧 Birlikte Dinle 🎤 Lansmanlar 💘 Eşleş 📋 İlan Panosu 📸 Instagram Kampanyası 💬 Mesajlar
🔍 Ara 🎓 Eğitim ❓ SSS
🎯 Hangisi? Düellosu 🎮 Neon Beat 🎸 Akort Cihazı
📻 Radyo
← Haberlere Dön 📰 Köşe Yazısı
Biz Hiç Bozulmadık, Biz Hep Böyleydik!
11 Aug 2026 · @Ullamerves · Söz Yazarı/Edebiyat
👁 220 🤍 3

Biz Hiç Bozulmadık, Biz Hep Böyleydik!

“Ah nerede o eski insanların nezaketi, nerede o eski zamanların sükuneti...” diye iç geçirdiğiniz o romantik anlardan birindeyseniz, elinizdeki kahveyi yavaşça masaya bırakın. Zira bugün, geçmişe duyduğumuz o nostaljik hayranlık balonunu patlatmaya geldim.

Trafikte biri önünüze kırdığında ya da internetten heyecanla sipariş ettiğiniz tasarım kazak yerine evinize patates çuvalı geldiğinde “İnsanlık bitmiş!” diyerek isyan ediyorsunuz ya... Müsterih olun, insanlık falan bitmedi. İnsanlık 4000 yıl önce neyse, bugün de tam olarak o.

İnanmayanları, tarihin “şalteri en çabuk atan” adamlarının ibretlik hikâyelerine alalım.

M.Ö. 1750: Tarihin İlk “1 Yıldız” Değerlendirmesi

Yıl M.Ö. 1750, Sümer topraklarındayız. Ortalıkta ne Google var, ne Şikayetvar, ne de Tüketici Hakları Hakem Heyeti. Ancak Nanni adında gözünü hırs bürümüş bir vatandaşımız mevcut. Nanni, Ea-nasir adındaki bir tüccardan çuvalla para ödeyip bakır sipariş ediyor.

Fakat gelen bakırlar tam bir fiyasko; hurda, kalitesiz ve defolu! Üstüne üstlük işgüzar tüccar Ea-nasir, parayı iade almaya giden Nanni’nin kölesine “İşine bak kardeşim” muamelesi yapıp kapı dışarı ediyor. Nanni’nin bugünkü bir tüketici gibi Twitter’dan linç başlatma şansı yok. O da sinirden köpürerek devasa bir kil tablet alıyor eline ve mermer oyar gibi şu satırları kazıyor:

“Bana kalitesiz bakır gönderdin! Köleme saygısızlık ettin! Sen beni ne sanıyorsun? Verdiğim parayı derhal geri ver!”

Nanni koca tuğlayı adamın kapısına fırlatmakla kalmıyor, tarihe de not düşüyor. İşin asıl komik tarafı ise arkeologların yıllar sonra bu sahtekâr tüccar Ea-nasir’in evini kazdıklarında ortaya çıkıyor. Evde özel bir arşiv odası bulan uzmanlar, içeride Nanni gibi binlerce mağdurun fırlattığı şikâyet tabletlerinden oluşan devasa bir koleksiyonla karşılaşıyorlar. Yani 4000 yıl önce de “Abla vallahi bana gelişi bu” diyen esnaf ile sinirden tuğla pişirip adamın kapısına dayanan müşteri mevcuttu.

16. Yüzyıl İstanbul’u: Meteorolog Maymunlar ve Bir Komplo Teorisi

Gelelim bizim topraklara, Reşat Ekrem Koçu’nun aktardığı o akılalmaz III. Murat dönemi vakasına.

O yıllarda Galata ve Azapkapı limanları, Mısır’dan getirilen eğitimli maymunlarla doludur. Osmanlı gemicileri bu maymunları direklerin tepesine çıkarır. Sebebi son derece pragmatiktir: Bu hayvanlar yaklaşan fırtınayı ve rüzgârın yönünü gemicilerden saatler önce hissedip çığlık atarak haber verirler. Gözcü maymunlar, dönemin donanmasının resmen canlı radar sistemidir.

Derken sahneye, dönemin meşhur vaizi Molla Abdulkerim Efendi girer. Kendisi, bugün yaşasa YouTube’da komplo teorileriyle milyonlarca izlenecek bir potansiyele sahiptir. Meteorolog maymunlara kafayı takan Molla, bir Cuma vaazında kürsüyü yumruklayarak şu ateşli konuşmayı yapar:

“Bu maymunlar gemicilerin ajanıdır! Pencerelere tırmanıp evdeki kadınları gözetliyorlar, gayrimüslim meyhanelerine çalışıp fuhşiyata aracılık ediyorlar!”

Gaza gelen kalabalıkla birlikte Galata’daki maymuncular çarşısı basılır. Şehirde ne kadar gözcü maymun varsa toplatılır. Reşat Ekrem Koçu’nun trajikomik bir dille anlattığı o utanç verici olay gerçekleşir: Molla Abdulkerim, yakalattığı bütün maymunları semt semt ağaçlara astırarak idam ettirir.

İstanbulluların bu olaya tepkisi ise adamın adını “Maymunkeş Abdulkerim Efendi”ye çıkarmak olur. Öyle ki, adam yıllar sonra öldüğünde liman esnafının ve halkın “Gözcü maymunların ahı tuttu” diyerek sevinçten sokaklarda helva dağıttığı rivayet edilir.

Değişen Tek Şey Araçlar

Biri parasının peşinde fırın fırın tuğla kazıdı, diğeri gemilerin en faydalı radarı olan hayvanlara kafayı takıp şehri birbirine kattı.

Sözün özü; dönemler değişiyor, teknoloji akıl almaz boyutlara ulaşıyor, kil tabletlerin yerini dokunmatik akıllı telefonlar alıyor ama insanın o “şalterin attığı” anki doğası gram değişmiyor. İnsanlık bozulmadı, insanlık başından beri tam da buydu.

Bugün bir şeye sinirlenip sosyal medyada veya sokakta ortalığı birbirine katarken iki kere düşünün. Zira 4000 yıl sonra arkeologlar, sizin dijital ayak izinizi veya kamera kayıtlarınızı da bugünün Nanni’si olarak yeni nesillere anlatabilir.

Ben mi? Ben şimdilik müsaadenizi isteyip “Kargom neden hâlâ transfer merkezinde?” diyerek kargo şirketinin müşteri hizmetlerini darlamaya gidiyorum.

Paylaş
💬 WhatsApp ✕ X f Facebook 📱 Story Görseli
Instagram'ın doğrudan paylaşım linki yok — "📱 Story Görseli"ne bas, açılan markalı görseli indirip hikayene ekle. Ya da telefonda 📤 Paylaş'a basıp Instagram'ı seçebilir, ya da linki kopyalayıp DM'e ekleyebilirsin.
💬 0 Yorum