🎙 Röportaj
Elif Demir: Merhabalar hoş geldiniz bizimle olduğunuz için çok mutluyuz. Umarım keyifli bir röportaj olur.
Attila Yılmaz: Merhabalar, bu keyifli davetiniz ve samimi ev sahipliğiniz için ben teşekkür ederim. Burada olmak, bu masada sizinle müzikten ve yoldan konuşmak gerçekten çok güzel. Hazırsanız başlayalım.
Elif Demir: Öncelikle şunu sormak istiyorum size nasıl hitap etmemi istersiniz Gitarvemavi mi yoksa Attila Yılmaz mı? Gitarvemavi’yi Attila Yılmaz’dan ayıran ya da onunla bütünleştiren şey sizce nedir?
Attila Yılmaz: Bana her ikisiyle de hitap edebilirsiniz; çünkü ikisi de bu hikâyenin mutfağından, aynı kalpten besleniyor. Attila Yılmaz bu yolculuğun yazanı, çalanı, ses vereni, yani kalbi ve kalemi. Gitarvemavi ise bu kalbin dışarıya açılan penceresi, 2002’den beri birlikte yürüdüğümüz, sahnesini paylaştığımız, dört kişilik ruhumuzun ortak adı. Attila’yı Gitarvemavi’den ayırmak imkânsız çünkü oradaki her nota benim imzamı taşıyor; ama onu Gitarvemavi ile bütünleştiren şey, o dörde bölünmüş ama tek atan ritim duygusu. Sahneye çıktığımda yalnız değilim; o mavi renk, geçmişin ve bugünün tüm ortak enerjisini sarıp sarmalıyor.
Elif Demir: “Kendi Yalnızlığını Arayan Adam”dan “Sustum”a uzanan süreçte müziğinizde belirgin bir içsel yolculuk hissediliyor. Sizce yıllar içinde değişen şey müziğiniz mi, yoksa kendinizi anlatma biçiminiz mi?
Attila Yılmaz: Kesinlikle kendimi anlatma biçimim değişti, hatta daha da sadeleşti diyebilirim. İlk dönemlerde derdinizi daha gürültülü, daha kalabalık cümlelerle anlatmaya çalışırsınız. Yıllar geçtikçe, hayat size o çığlıkların aslında gereksiz olduğunu, en derin yaraların ve en büyük hakikatlerin fısıltıyla, susarak ya da sadece bir akustik gitar teliyle söylenebileceğini öğretiyor. “Kendi Yalnızlığını Arayan Adam”ın o arayış hâli, “Sustum”da yerini bilinçli bir kabullenişe ve dinginliğe bıraktı. Müzik form değiştirdi belki ama asıl dönüşen, içimdeki o hikâyeyi dinleyiciye ulaştırırken kullandığım filtrenin incelmesi oldu. Artık süse değil, öze odaklanıyorum.
Elif Demir: Şarkıları yalnızca icra etmekle kalmayıp, bazı eserlerin hikâyelerini de anlatıyorsunuz. Sizce bir şarkının hikâyesini bilmek, dinleyicinin o şarkıyı duyma biçimini değiştirir mi?
Attila Yılmaz: Kesinlikle değiştirir, hatta dinleme deneyimini bambaşka bir boyuta taşır. Bir şarkının notasını, sözünü duymak kulakla ilgili bir şeydir; ama o şarkının arkasındaki hikâyeyi, yazılış amacını, hangi acıdan ya da hangi umuttan doğduğunu bildiğiniz an, o ses zihninizde bir film şeridine dönüşür. Radyo programlarında ya da sahnede hikâyeleri paylaşmayı bu yüzden seviyorum. Dinleyici o zaman şarkıyı kendi hayatına bir yama değil, ortak bir anı olarak iliştiriyor. Müzik, o hikâyeyle birlikte tek taraflı bir icra olmaktan çıkıp karşılıklı bir dertleşmeye dönüşüyor.
Elif Demir: Anadolu ezgilerinin sizin müziğinizde özel bir yeri var. Batı armonisiyle Anadolu müziğini bir araya getirme isteğiniz ne zaman ortaya çıktı ve Anadolu ezgilerinde sizi en çok etkileyen şey nedir?
Attila Yılmaz: O köprü çok eskilere, belki de babamla 1990’da Kos Adasında Cem Karaca’nın kulisinde yaşadığım o büyüleyici ana kadar uzanır. Muğla Üniversitesi yıllarında kendi grubumuzu kurarken de içimdeki o coğrafyanın sesini Batı müziğinin armonik yapısıyla buluşturmak istemiştim. Anadolu ezgilerinde beni en çok etkileyen şey, toprağın ta kendisi olması; içinde ne kadar acı, ne kadar yalnızlık varsa, bir o kadar da direnç ve neşe barındırması. O ezgilerdeki mikrotonal geçişler ve tınılar insan ruhunun en hassas yerini bilir. Onları akustik gitarın veya yan flütün tınısıyla buluşturduğunuzda zamansız bir dil yakalıyorsunuz.
Elif Demir: Bunca yıl müzik yaptıktan, farklı şehirlerde sahne aldıktan ve kendi şarkılarınızı ürettikten sonra Attila Yılmaz bugün gitarını eline aldığında hâlâ ilk günkü heyecanı hissediyor mu? Yoksa artık gitar, sizin için bir enstrümandan çok kendinizle konuştuğunuz bir yol arkadaşı mı?
Attila Yılmaz: İlk günkü heyecan hâlâ var, hatta şekil değiştirerek daha da derinleşti diyebilirim. O sahne tozu, seyircinin gözündeki o ortak ışık hâlâ aynı kalp çarpıntısını yaratıyor. Ama evet, diğer yandan gitar artık benim için sadece bir enstrüman değil. O, kelimelerin bittiği yerde imdadıma yetişen, bazen en iyi dert ortağım, bazen de kendimle en dürüst şekilde hesaplaştığım en sadık yol arkadaşım. Stüdyoda mikrofonun başına geçtiğimde ya da evde sessizlikte teli çektiğimde hâlâ o ilk günkü saf merakı hissediyorum.
Elif Demir: Peki son olarak şunu sormak istiyorum bundan sonrası için neler var? Yeni şarkılar, projeler ya da dinleyicilerinize hazırladığınız sürprizler var mı?
Attila Yılmaz: Hız kesmeden üretmeye devam ediyoruz. Stüdyoda Studio One başında geçen uzun mesailer, yeni düzenlemeler ve kalbi olan şarkılar yolda. Bunun yanı sıra Gitarvemavi markasının dijital dünyadaki adımlarını güçlendiriyoruz, web altyapılarımızdan tutun da sahne projelerimize kadar her şeyi tazeliyoruz. Radyo programlarımızda hikâyeleri paylaşmaya devam ederken, bir yandan da sahne aldığım İskenderun, Adana ve Hatay hattında dinleyicilerimizle canlı buluşmaları sürdürüyoruz. Sürprizler mi? Yeni projeler ve taptaze bestelerle çok yakında yine kulaklarda ve yollarda olacağız, takipte kalın!
Elif Demir: Bu güzel sohbet ve samimi cevaplarınız için çok teşekkür ederiz. Müzik yolculuğunuzda bundan sonraki tüm çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Yeni projelerinizi ve müziğinizi heyecanla takip ediyor olacağız.
Bizi takip eden herkese de teşekkür ediyoruz. Yeni röportajlarda görüşmek üzere. Hoşça kalın, müzikle kalın.